Son yapılan bilimsel çalışmalar, Yeni Akdeniz Diyeti’nin dünyada en çok kabul gören, en sağlıklı diyet modeli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu beslenme şekliyle özellikle obezite, hipertansiyon, diyabet ve kalp damar hastalığına yakalanma riskinin azaldığı ortaya konmuştur.

En İyi Sağlık Miraslarımızdan Biri  Akdeniz Diyeti

Beslenme şeklimiz, ruh ve beden sağlığımızı doğrudan etkiler. Son yıllarda her yıl yeni bir beslenme trendiyle karşılaşıyoruz. Eminim ki sizler de neyin sağlığınız için doğru, neyin yanlış olduğu konusunda kafa karışıklığı yaşamaktasınız. Endişelenmekte ve kafa karışıklığı yaşamakta çok haklısınız. Medya üzerinde farklı farklı bir çok uzmanın farklı beslenme trendlerini benimseyip anlatması ve sosyal medyada işin uzmanı olmayan bireylerin dahi beslenme konusunda konuşması büyük bir bilgi kirliliğine neden olmaktadır. Öncelikle şunu belirtmeliyim, beslenme konusu çok önemli ve geniş bir alan. Haliyle tek bir doğru veya her beslenme şekli herkes için mükemmeldir diye bir şey yoktur.

Beslenme, kültüre ve kişiye özgü olmalıdır. Yaşadığımız coğrafyaya ve atalarımızın beslenme şekline en yakın olan beslenme şekli bizim için en ideal olandır. Anadolu insanının genel özelliklerini düşünüp coğrafyayı ele aldığımızda hem yağları yakan, hem hastalıklardan koruyan hem de kolay ulaşılabilir besinler içeren bir diyet modeli var. Son yapılan bilimsel çalışmalar, Yeni Akdeniz Diyeti’nin dünyada en çok kabul gören, en sağlıklı diyet modeli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu beslenme şekliyle özellikle obezite, hipertansiyon, diyabet ve kalp damar hastalığına yakalanma riskinin azaldığı ortaya konmuştur.

Akdeniz Diyeti’nin temel özelliği yüksek oranda zeytinyağı, zeytin, yağlı tohumlar, taze meyve ve sebzeler, tam tahıllar, kurubaklagiller; orta düzeyde beyaz et (kümes hayvanları ve balık) ve yumurta ile süt ürünleri; az miktarda da kırmızı et içermesidir.

Genel olarak baktığımızda, Akdeniz Diyeti’nin içerdiği besinlerden oldukça zengin bir coğrafyada yaşamaktayız. Beslenme kültürümüzde de özellikle zeytin ve zeytinyağı ülkemizin hemen hemen her bölgesinde sofraların baş tacıdır. Bu yönüyle Türk Halkı için oldukça ekonomik, kolay ve sürdürülebilir bir diyet modelidir.

Akdeniz Diyeti, özellikle Güney İtalya, Yunanistan, Girit Adası ve ülkemizde Ege Bölgesi’nde doğal olarak uygulanmaktadır. Yeni Akdeniz Diyeti ise, geleneksel Akdeniz Diyeti’nin günümüze uyarlanmış en son halidir. Yeni Akdeniz Diyeti’nde, klasik Akdeniz Diyeti’ndeki şarabın yerine daha çok fermente gıdalar (kefir, ayran, yoğurt gibi), su ve maden suyu gibi içecekler eklendi. Tam tahıllar bu diyette serbest, sadece miktarı biraz azaltıldı. Daha fazla fermente gıdalar, yoğurt, peynir, lor peyniri ve kefir eklendi. Bu diyette beyaz et olarak; gezen tavuk, organik tavuk, hindi, kaz ve ördek etine yer var. Yumurta olarak organik yumurta tüketilmelidir. Yeni Akdeniz Diyeti’nde miktarı oldukça sınırlanan kırmızı et, özellikle keçi ve kuzu eti olarak tercih edilmelidir.

Probiyotik besinler, sadece bağırsak sağlığını korumakla kalmazlar, bağışıklık sisteminin güçlü olmasında büyük rol oynarlar.

Son yıllarda Akdeniz Diyeti’nin önemini tekrar vurgulamak için birçok bilimsel çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda da Akdeniz Diyeti’nin bir çok hastalığı önleyebileceği bir kez daha ortaya konmuştur.

Akdeniz Diyeti, en başta kanser riskini azaltmasıyla ve kalp-damar hastalıklarından korumasıyla bilinir. Bunun yanı sıra bol miktarda antioksidan ve diyet lifi içeren bu diyetin unutkanlığı önlediği, çağımızın hastalığı obezitenin tedavisinde inanılmaz etkilerinin olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.

Sonuç olarak, beslenme kültürümüzün en güzel mirası olan Akdeniz Diyeti sizin için de şifa olabilir, sağlığınıza sağlık katabilir. Beslenme konusunda benim bir uzman olarak önerim; trend takip etmekten, her yıl farklı bir şey denemektense sizin için en sağlıklı ve sürdürülebilir olan neyse onu yaşam tarzı haline getirmenizdir.

Tükettiğiniz besinlerin ilacınız olması dileğiyle…

Leave comment